Metin Kemal Kahraman

Metin Kemal Kahraman

Metin ve Kemal Kahraman Dersim'in Pülümür ilçesine bağlı bir dağ köyünde dünyaya gelmiş. Babalarının Devlet Demiryolları'nda çalışmış olmasından dolayı, çocukluklarının ilk yıllarını Erzincan'da geçirdiler, ancak daha sonraları ise yazları Dersim'de köyde, kışları Erzincan'da olmak üzere iki ayrı yerde yaşamlarını sürdürdüler. Bu, onlara iki ayrı kültüre de tanıklık etme imkânı sağladı. Bu yüzden Erzincan'daki Türkçeyi de, Dersim'de konuşulan Zazacayı da kendi dilleri saydılar ve ortaya koydukları ürünlerde bu iki dili de kullandılar. İlk, orta ve lise eğitimlerini Erzincan'da tamamladılar. Kemal Kahraman 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. Ancak 1984 yılında bu okulu bırakarak, Ankara'da ODTÜ Felsefe Bölümü'ne başladı.Metin Kahraman ise 1984 yılında Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü'ne girdi. 1985 yılında bu okulda okuyan birkaç arkadaşıyla birlikte Grup Yorum'u kurdu. Aynı yıllarda Kemal de Ankara'da çeşitli amatör müzik gruplarında yer aldı. Grup Yorum'dan ayrıldıktan sonra, 1991 yılında İstanbul'da tekrar bir araya gelen Kahraman kardeşler, 1993'te iki yıllık çalışmalarının ürünü olan ilk albümlerini gerçekleştirdiler. Daha sonra Kemal Kahraman eğitim amacıyla Almanya'ya yerleşti. Metin Kahraman’ın da zaman zaman Almanya'ya gitmesiyle müzik çalışmalarını birlikte sürdürdüler.Kahraman kardeşler büyük beğeni toplayan çalışmalarını profesyonel albümlerle farklı zaman dilimlerinde dinleyicilerle buluşturdular ve çalışmalarına devam etmektedirler. 1990 yılından itibaren Dersim ve Erzincan yörelerinde derleme çalışmaları da yapan Metin-Kemal Kahraman, bölgenin tarihi, sözlü edebiyatı, inançları, günlük yaşamı, gelenekleri, müziği gibi çeşitli konularda araştırmalar yaptılar ve bu doğrultuda belgesel albümler hazırladılar. Sözleri ve besteleri kendilerine ait olan eserler, başka müzisyenler tarafından da seslendirildi. Her iki sanatçı da saz, cura ve gitar çalmaktadır. Metin-Kemal Kahraman'ın müzikal anlayışını çözümlemek, aslında sanatçıların beslendiği kaynaklar ve bu kaynakları değerlendirme yöntemini açıklamak anlamına gelecektir. Metin-Kemal Kahraman, içinde yaşadığı kültürü özümseyerek, onun üzerine kendi yeteneğini koyup, yeni bir ekol üretmeye çalışan sanatçılardır.Bu sanatçıların beslendiği kaynaklar sorulacak olursa, karşımıza solo çalışmalarından önce birlikte çalıştıkları Grup Yorum'un etkisi ve bunun dışında daha ağırlıklı olarak Kürt müziğinin dinamikleri çıkacaktır. Ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır, bu konuda. O nokta da, Kürt müziğinin dinamizmini olduğu gibi tekrarlayarak, sundukları anlamına gelmediğidir.Zaman zaman Kürt müziğindeki bazı ezgilerin motiflerini,bazen de kullanılan dil ya da o dilin sunduğu benzetmelerle örülü bir içerikle, kendi tarzlarını sunarlar dinleyicilere. Onun dışında, çoksesli, modern bir altyapı eşliğinde, hiçbir sınırlamayı kabul etmeyen, farklı müzik türlerinden edindikleri birikimleriyle yoğurdukları müziklerini ortaya koyarlar. Metin-Kemal Kahraman'ın müzikleri incelendiğinde, "dağınıklık, ayrıntı, doğaçlama" gibi birbirinden çok uzakmış gibi duran birçok kavramın, "bütünlük" içerisinde sunulduğu hemen fark edilir.Albümlerindeki enstrüman sayısının fazla olması, bir eserde birden çok ezginin var olması, ezgilerin melodik yapısının her an değişebilmesi, bu değişkenlik içerisinde çok kısa bir aralık için bile, tek başına bir enstrümanın ayrıntıyı hissettirecek bir tarzdaki kullanımı, düzenlemelerin çok ustaca yapıldığını ortaya koyuyor. Metin-Kemal Kahraman'ın Zazaca’yı kullanarak, müzikte bu alanda nitelikli ve öncü çalışmalar yaptılar.Onların çalışmalarından sonra, Zazacanın kullanıldığı albümlerin sayısında bir artış oldu. Onlardan önce çoğunlukla Kurmanci lehçesiyle ortaya konulan eserler ulaştırılıyordu dinleyicilere. Ancak Metin-Kemal Kahraman, sadece Zazaca’yı kullanmadılar müziklerinde. İçinde bulundukları dünyayı algılayış şekillerini, duygularını ve düşüncelerini, Türkçe’deki özgün örneklerle yansıtma başarısına da ulaştılar. Sanatçıların başarısında şarkıların sözlerini de, kendilerinin yazmasının rolünü unutmamak gerekiyor. Bugün kendi adlarıyla birlikte anılan bir tarzın sahibi olan Metin-Kemal Kahraman'ın her albümlerinde kendilerini bir adım öteye taşıma çabaları da, hep yeniye, hep gelişmeye yönelik çalışmaların ortaya çıkmasını sağlıyor. Metin-Kemal Kahraman'ın "Deniz Koydum Adını" adlı ilk albümlerinde kullandıkları dil (Zazaca), bu dilin kullanıldığı yörelerdeki "benzetmeler, kişiler"le bunları yansıtan şarkılardaki enstrümanların seçiminde, bir sentez hemen göze çarpıyor. Feodal kültürün motiflerinden izler taşıyan sözlerle, obuadan flüte, meye dek farklı müzik türlerinde kullanılan enstrümanların başarılı bir şekilde bir araya getirilmesi sağlanmış. Albümlerinde, tamamen kendi bestelerine yer verdiklerini belirtmek, beslendikleri kaynağı üretime nasıl dönüştürdükleri hakkında ipucu verecektir. Albümle ilgili diğer bir konu da, şüphesiz ki, farklı niteliklere sahip birçok enstrümanın sağladığı bütünlüktür. Öyle bir bütünlüktü ki, her an hiç beklenmeyen bir enstrüman, bir doğaçlama havasında görünüp, işini bitirip kaybolabiliyor. İkinci albümleri, "Renklerde Yaşamak", "gazetelerde kesik kulaklarla zafer fotoğraflarının" ve "kayıpların" bolca yaşandığı bir döneme denk geliyordu, doğal olarak bu iki durumu da, yansıtan iki örneği ("Yapma", "Sadece Birkaç Saatliğine") barındırıyordu. Albümün bütünü düşünüldüğünde, birincisine nazaran daha ağır bir tempoda. Ancak ilk albümün devamı sayılabilecek, enstrümanların "kendiliğinden gezintisi" bu albümde biraz daha ön planda. Başka bir deyişle, ilk albümdeki enstrümanların çok çeşitliliği, yerini, bu albümde, söz aralarında, müziğin daha fazla kullanılmasına bırakmıştı. "Heso ile Heso" gibi, bu coğrafyadan çok uzakta, "folk" etkisini taşıyan besteler de "Renklerde Yaşamak" adlı albümde yer aldı. Üçüncü albümleri ise, repertuvar seçiminden, kayıtlarına kadar kendilerinin hazırladıkları, ancak Dersim yaşlılarının kendi geleneksel ürünlerini okudukları bir albüm; "Yaşlılar Dersim Türküleri Söylüyor". Bu albüm, "belgesel" niteliğinin yanı sıra, Metin-Kemal Kahraman'ın geleneksel kaynaklarını, birikimlerinin temelini göstermesi açısından da önemli bir albüm. İlk iki albüm de, Zazaca yaptıkları bestelerde, söyleyişlerinden sözlerine kadar farklı açılımlara nasıl sahip olduklarını gösteriyor. Kendileri besteci veya solist olarak yer almadıkları için, son albümleri "Ferfecir"i, ikinci albümlerinin bir üst basamağı olarak değerlendirmek yerinde olur. "Ferfecir" albümü; ağırlıklı olarak enstrümantal çalışmaları içeren bir albüm. Aslında "Renklerde Yaşamak" adlı albümdeki uzun enstrümantal doğaçlamalar, bu albümü önceden haber veriyor. "Ferfecir", tamamen dinleyicilerde uyandırılabilecek çağrışımlara dayalı bir albüm. Bu, her dinleyicinin, "serseri mayın" misali daldan dala atlayarak, birbirine karşıt duygulanmaları da hissedeceği anlamına gelmiyor elbette. Kimi zaman şarkılardaki küçük şiirlerle, kimi zaman da yaygın bir şekilde bilinen türkülerden bir bölümün okunmasıyla, dinleyicinin çağrışımlarına yol gösteriliyor."Ferfecir", önceki albümler düşünüldüğünde, ritmi tamamen kaybolmuş, birçok dinleyici tarafından "ağır" olarak kabul edilebilecek bir albüm. Ancak ezgilerin bütünlüğü, sağlam yapısı, bestelerin özgünlüğü ve her ürünün kendi içerisinde birden çok melodiye sahip olması gibi özellikler, albümün dinlenirliğini kolaylaştırıyor, bir anlamda "ağırlık" engel olmaktan çıkıyor. Metin ve Kemal kahraman’ın "Sürela" albümleri ise temmuz 2000 itibarıyla yayınlanmaya başlandı.Metin Kemal Kahraman'in beşinci albümü olan "Sürela"daha onceki Tunceli yöresine ait derleme çalışmalarını devamı niteliğindedir. Kahraman kardeşler 2002'de yayımlanan "Meyman"''da oluşturdukları müzikal eksenlerinden hiç vazgeçmeden gitgide ‘world music’e daha da yakınlaştılar. Bu albümde Ortadoğu’nun makamsal soundunu, Akdeniz’in lirik melodilerini ve ezilen siyahların müziği rap’i birarada bulmak mümkün. Metin-Kemal Kahraman uzun süredir üzerinde çalıştıkları Çeveré Hazaru (Binler Kapısı)albümlerini de piyasaya sürdüler.Yine derlemeci olarak ön plana çıkan Kahraman kardeşler bu albümde beyitleren esinlenerek bestelerini de albüme katmayı düşünüyorlar derlemeci kimliklerinin yine ön planda olacağı albümde Kahraman kardeşler bu kez sadece düzenlemeci olarak kalmıyor, beyitlerden esinlenerek yazıp besteledikleri bir parçayı da albüme katıyorlar.

Diğer Biyografiler

0 Yorum

    Henüz kimse yorum eklememiş.

Yorum Yap